t3banner
Şubat 2007
















  Savaş Muhabirliği

 

“Risk almadan bu iş yapılmaz ama alınacak risk de yaptığınız habere bir değer katmak zorundadır” diyen NTV savaş muhabiri ve haber müdürü Mete Çubukçu, deneyimleriyle hayatta kalmanın püf noktalarını anlattı.

2006’nın Temmuz ayında İsrail-Lübnan sınırının sıfıra yakın noktasında İsrail ordusu ile Hizbullah gerillalarının çatışmasını izliyoruz. İsrail ordusu Lübnan’ın birkaç kilometre içine girmiş, Hizbullah da füze yağdırıyor. Temmuz sıcağında üzerimizdeki çelik yelek ve kask hareketimizi sınırlıyor. Oysa hafif silah yerine roketler kullanılıyor. Yani bu teçhizat işimize yaramayabilir; şarapnellere karşı etkisiz kalabilir.
Kafamı havaya çeviriyorum. Bir İsrail helikopteri vurulmuş yere düşüyor. Can havliyle kameraman arkadaşıma “Kaç” diyorum. Çünkü üzerimize doğru geliyor. Kendimizi yamaçtan aşağıya atmadan az önce helikopter 60 -70 metre yakınımıza düşüyor, yanarak patlamaya başlıyor. Kamera açık ve kayıtta. Telsiz mikrofonla olanları anlatıyorum. Etrafta kurşunlar; işte çelik yelek ve kaskın işe yaradığı an. Birinci ders: Savaş bölgesinde tedbiri elden bırakmamak gerekiyor.
2003’te Bağdat’ın bombalandığı ilk gece ise Filistin Oteli’nin balkonuna kurduğumuz uydu telefonu habercilik açısından hayatımızı kurtarıyor. O dönem hâlâ Saddam Hüseyin iktidarda ve Thuraya marka telefon kullanmak yasak. Ama o geceye tam tekmil hazırız. Çelik yelek, kask, gaz maskesi ve kimyasal saldırı karşısında giyeceğimiz elbise, hatta birkaç atropin iğnesi. Fener, sargı bezi ve yara temizleyici solüsyon, kaset, yiyecek taşıyan yelek en çok işimize yarayan oluyor. İkinci ders: Her savaş ve çatışmanın niteliği değişiktir. Ekipman da ona göre değişir. Bağdat’ta tam teşekkülü bir eczane gibiydik. Kentte aksesuar olarak kullanılan fularlar savaş alanlarında çok işlevseldir. Gazlardan korur, kum fırtınasında, sıcak-soğuk havalarda farklı görevler yüklenir. İsrail-Filistin arasında kullanılan gaz bombalarına karşı tam olmamakla birlikte işe yarar. Herhangi bir kesik ya da kurşun yarası için de turnike işlevi görür.
Tüm bu ekipman önemlidir; belki çoğu zaman kullanılmaz ama hiç tahmin etmediğiniz bir noktada hayatınızı kurtarır. Savaş muhabiri adrenalin bağımlısı değildir ama adrenalin sürekli yüksektir. Bir de iki soru vardır hep: “Neden buradayım” ve “Bu kez son olsun”. Üçüncü ders: Risk almadan bu iş yapılmaz ama alınacak risk de yaptığınız habere bir değer katmak zorundadır. Tabii TV için çalışıyorsanız hep iki kişilik düşünmelisiniz. Çünkü kameraman vizörü kullandığı için “tek gözlü” gibidir. Onu kollamak, yönlendirmek size düşer.
2004 Ağustos’un Irak’ta yabancılara karşı tepki ve öldürme, kaçırılmaların yeni başladığı  bir dönemde, direnişin merkezi Felluce’ye gitmiştik. Kenti ikiye ayıran köprünün başında görüntü çekmek istedik. Dikkat çektik ve başka bir direniş grubu tarafından her şeyimize el konuldu. Silahlı kişilerle saatler süren pazarlık sonucu bizi Felluce’ye götüren kişinin “garantisi”ye serbest kaldık. Aksi takdirde öldürülebilirdik. Ama kasetlerimiz alındı. Bir haberci için en kötü andır. Çünkü yaşadığınız her şey boşa gitmiştir.
Dördüncü ders: En büyük hatalardan biri tehlikeli bölgede gereğinden fazla kalıp dikkat çekmektir. Hatta bazen ekipmanınız ve kıyafetiniz de sizi ele verir.









Anasayfa   |   Haberler   |   Seçkin   |   Mercek   |   Grup Test   |   Keyif   |   T30   |  Keşif  |  Bize Ulaşın  |  Linkler   |  Abone Künye

Minimum 1024 x 768 çözünürlük için tasarlanmıştır.