Paintball

“Hazır, maske tak, emniyet aç!” Paintball, bir takım ve strateji oyunuydu. Karşımızdaki Ares ekibi bu oyunun kitabını yazmış komandolardan oluşuyordu. Hiçbirinin acıması yoktu. Ve T3 ekibi olarak büyük bir hezimete uğramak üzereydik.

Dergicilerin genellikle işe geliş saatleri esnektir; tabii işten çıkış saatleri de. Bir dergici için mesai sabah 10’dan önce başlamaz. Yani en azından T3 ekibi için durum böyledir. Ne zaman ki erken saatte bir organizasyon ya da toplantı düzenlense birbirimizin gözlerinin içine bakıp “Acaba kim uyanamayacak?” diye düşünmeye başlarız.

Ares Paintball’dan Altuğ Bey’le görüşmeye gittiğimizde hiç duymak istediğimiz şeyler Altuğ Bey’in ağzından çıkıverdi: “Pazar sabahı saat dokuzda Green Park’ta görüşürüz!” Pazar sabahı ve saat dokuz… Aynı cümlede kullanılmaması gereken kelimelerdi bunlar bizim için. Üstelik Green Park denilen yer İstanbul’un hangi yakasında oturursanız oturun “uzak” bir diyardı. T3 ekibi olarak her zaman sorumluluklarımızın bilincinde olduğumuzdan “Biz bunu da başarırız” diyerek yola çıktık. Noyan, Oktay ve fotoğrafçımız Cihan Avrupa; Eren, Feyza, Selver ve ben Anadolu Yakası’ndan süper maceramızı yaşayabilmek için harekete geçtik. Kararlaştırılan saate tüm ekip sadık kalmıştı. Tabii küçük bir aksaklık dışında… Ares Paintball’un sitesinden çıkış aldığımız yol haritası sadece bizde bulunuyordu. Dolasıyla cep telefonuyla diğer ekibe kılavuzluk etmek durumunda kaldık. İşin ilginç tarafı haritanın bizim arabada olmasına rağmen kaybolan taraf biz olmuştuk. Diğer ekip çoktan Green Park’a varmış, çaylarını yudumlarken biz nasıl oluyorsa kilometrelerce gittikten sonra başlangıç noktasına dönmüştük. Biraz gecikmeyle T3 ekibi olarak paintball’da tüm marifetlerimizi göstermek üzere toplanmıştık. Paintball oynanacak alana gittiğimizde orada bizi, sonradan bu işte ne kadar usta ve acımasız olduklarını öğreneceğimiz Ares ekibi bekliyordu.

Son 20 yıldır dünyada yaygın bir şekilde oynanan paintball, ülkemize dokuz yıl önce girdi. Paintball, bir "takım ve strateji" oyunuydu. Her oyuncunun yüzünde, kırılmaz camlı özel bir maskesi ve elinde ise özel, gazlı tüfekleri bulunuyordu. Her ne kadar tüfekler görünümleriyle gerçek silahları andırsa da mermi yerine kullanılan boya kapsüllerinin nişasta ve tuzdan yapıldığını öğrenince rahatladık. Üstelik kullanılan boya kapsülleri doğa dostuymuş ve çevreyi kirletmeden kendiliğinden yok oluyordu. Paintball oynayacak kadınları rahatlacak bir haber ise kapsülün içindeki boyanın gıda boyası olduğuydu; giysilerden ıslak bir bezle dahi kolayca çıkabiliyordu.

Yazı: Deran ÖZER
Fotoğraf:
Cihan ALPGİRAY

 







 


Anasayfa   |   Haberler   |   Seçkin   |   Mercek   |   Grup Test   |   Keyif   |   T30   |  Keşif  |  Bize Ulaşın  |  Linkler   |  Abone Künye

Minimum 1024 x 768 çözünürlük için tasarlanmıştır.