SIRIUS

Bir zamanlar bilim kurgu, hayal gücünün metne yansımasından ibaretti. Şimdi ise ticaretin ön koşulu. Yine o zamanlar işin erbabı yazarlardı, şimdi ise mühendisler. Biz çocukken Kaptan Kirk, Mister Spock’la nasıl cebinden çıkardığı aletle konuşuyor diye düşünüp, bize böyle bir yalan uyduran yazarının hayal gücüne hayranlık duyardık. Şimdi aynı alet hepimizin cebinde. Aynı yaşlarda bir hayalimiz daha vardı: Sadece kendi istediğimizi çalan bir radyo... Zamanın teknolojisi ve teknik bilgimiz bunu yapmamıza yeterli olsa da
yapamazdık çünkü yasaktı. Vatandaşın birbiriyle telsiz bağlantı kurmasına yarayacak her aygıt yasaktı. Walkie-Talkie dahil.

Eskiyi hatırlatan yazılar genellikle tek kanallı siyah beyaz televizyon örneği verip dururlar da nedense tek FM kanallı radyo dönemine hiç değinmezler. Oysa bu memleketin müziksever genci senelerce tek bir program, evet evet tek bir radyo programına bağlı kalmak zorundaydı. Yavuz Aydar’la Şebnem Tüfekçi’nin hazırladığı Stüdyo FM’i kaçıran kaliteli müzik dinleyemezdi. İşte bizler de kendimizi geleceğin rock star’ları olarak görürken bir hayal kurmuştum. İlham aldığım tabi ki yine bilim kurgu yazarlarıydı. Öyle bir telsizim olacaktı ki, dünya üzerinde yayın yapan radyo istasyonlarından sevdiğimiz grupların sesleri kulağımıza gelecekti. Plakları da gelmezdi çünkü onların, kasetleri de…

SIRIUS’un piyasaya sürdüğü Sportster Replay 4 adlı cihazı duyunca aklıma o hayal geldi. İşte gerçek olmuş, biraz geç te olsa ben de bir bilim kurgu yazarı niteliği kazandım. Aslında hayal kurmaya neden olan ihtiyaç iPod adı altında zaten giderildi ama SIRIUS’unki benim hayalime daha uygun. Çünkü o bir uydu radyosu aslında. Sportster Replay 4, yenilenen tasarımıyla radyo dalgalarını topluyor, paketliyor ve cebe indiriyor. Bu havadan indirme harekatı dinlemeyle kalmayıp hafızaya da yerleştiğinden download’culara da büyük bir rakip geliyor.

İçindeki oyunları, alarmları, trafik ve hava durumu bilgi aktarımlarını falan geçiyorum, 30 kanal hafızası ve 45 dakika kayıt süresi olduğu bilgisini verip yaratacağı sorunlara değinmek istiyorum. Sorun yine teliflerde düğümlenecek gibi gözüküyor. Malum, radyolar çaldıkları eserlerin teliflerini sahiplerine öder. İnternetten indirilen müziğin illegallikten çıkması için de az çaba harcanmıyor. Örneğin iTunes bu işi telif paylaşımı ilkesiyle çözerek patladı. Peki radyodan kayıt ne olacak? Adı üstünde bu bir radyo. Çaldığı parçayı kaç kere tekrarlarsa o kadar telif ödüyor. Ama oradan kayıt yapan dilediğince çalabiliyor.

İşte yine eskiye döndük. Radyolu kasetçaların en popüler olduğu dönemde sözünü ettiğim Stüdyo FM programını kasete çeker, dilediğimizce Supertramp, Genesis, Wayne Shorter, Frank Zappa ve Manfred Mann’s Earth Band dinlerdik. Bunca bilimkurgusal gelişmeden sonra sistem yine evde kayıt yapmaya mı dönüyor ne? Neyse ki artık bir taraftan kırmızı düğmeye basarken bir taraftan da her nedense ondan iki tuş berideki ‘play’a basılı tutmak zorunda değiliz. Yine de ortalıkta bir üçkağıt kokusu duyuluyor. Ticari çıkar bir tarafa kayarken, öbür tarafta beleş alan doğmakta. Radyolarda çalan her müzik isteyenin cebine kaydolursa sistem şaşacağından bir yol bulunacaktır elbet. Bunun da kullanıcılarına bir SIRIUS vergisi şeklinde yansıyacağına şüphe yok.

Şurası bir gerçek: Teknoloji hukuktan daha hızlı. Bu durumda esas parayı hukukun kendini teknolojiye otomasyonla uyduracağı bir system yaratmakta var. Her teknolojik yeniliğin, kendi hukukuyla birlikte ortaya çıktığını düşünün. Bu, kullanma kılavuzlarının içinde bir de hukuk kuralları bölümü olacak demektir ki, haydi bu da benim yeni hayalim olsun. Bakalım içinde yaşadığımız bilim kurgu dünyası bunu da cebimize indirebilecek mi?

İzzeddin Çalışlar
 





  

Anasayfa   |   Haberler   |   Seçkin   |   Mercek   |   Grup Test   |   Keyif   |   T30   |  Keşif  |  Bize Ulaşın  |  Linkler   |  Abone Künye

Minimum 1024 x 768 çözünürlük için tasarlanmıştır.